Yıllar önce Keke adlı şarkısıyla müzikseverlerin karşısına çıkan ve bir anda binlerce insanın gönlünü kazanan bir isim Servet Kocakaya... 1999 yılında piyasada olan Keke’den sonra Ki Zava, Duvar Şarkıları ve Pencere isimli albümleri çıkartan Kocakaya, yaklaşık beş yılın ardından akustik çalışması İki Dil Bir Heves ile karşımızda. Albümünü, kardeşlik anlayışı üzerinden sosyal konuların da gündeme getirildiği bir çalışma olarak nitelendiren Kocakaya, üniversiteden yeni mezun olup uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk bir öğretmenin Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatan İki Dil Bir Bavul filminden esinlendiği için albümünün adını İki Dil Bir Heves koyduğunu söylüyor. Albümünü Kürtçe ve Türkçe iki CD halinde hazırlayan Kocakaya, öldürülen gazeteci Hrant Dink, Diyarbakır’a bağlı Lice ilçesinde bedeni havan topuyla paramparça olan Ceylan Önkol ve İstanbul’da belediye otobüsüne atılan molotof kokteylle yanan Serap Eser için yakılmış ağıtlara da yer vermiş.
Geçtiğimiz günlerde raflarda yerini alan İki Dil Bir Heves Kürtçe ismiyle Du Ziman u Hewesek Türkçe ve Kürtçe olmak üzere on üç şarkıdan oluşuyor. 10 eserin sözü ve müziği Kocakaya’ya ait. Albümde ünlü Kürt ozanı Cigerxwin’ın bestelediği bir şiirin yanı sıra anonim Kürt eserlerini de seslendiriyor: “Hep kardeşlik anlayışı üzerine çalıştım. Tek derdim şarkı söylemek. Çünkü kendimi iyi hissettiğim nokta bu. Müziğimle tepki veriyorum.”
İki Dil Bir Bavul’a yeteri kadar ilgi gösterilmediğini belirten Kocakaya “Belki albümüm vesilesiyle film izlenir. Çünkü İki Dil Bir Bavul, Türkiye’nin özetidir. Bölgeyi bu kadar yerinde anlatan başka bir film yok” diyor. Albümünü Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya’nın yönettiği Gam Müzik’ten çıkaran Kocakaya, şirketin dergahı olduğunu söylüyor: “Orası Ahmet Abinin bize emanetidir. Benim de evim gibidir. Gülten Kaya ile gelişen bir dostluğumuz da var. Albüm çıkarken bana çok yardımcı oldu. Artık bir ticari kaygım yok, albümleri sembol olsun diye çıkartıyoruz. Bu yüzden hiç düşünmedim, Gam Müzik ile çalıştım.”
Sanatçının tarafı olmaz
Bingöllü bir Kürt olan Kocakaya, Türkiye’nin kanayan bir yarası olan Kürt meselesinin hala çözüme kavuşmadığını ve bu yaranın çözülmediği sürece bir sanatçı olarak mutluluğun resmini çizmenin ikiyüzlülük olacağı görüşünde: “Türkiye’de özgürlük sorunu dışında bir şey yok. İnsanların kimlik hakları engellenmemeli. Türkiye’de yaşayan tüm halkların soruna ortak edilmesi gerekiyor. Bu yüzden değişik bölgelerden aileler oraya gidip yaşamalı ki kültürler birbirlerini tanıyabilsin, barışabilsin.”
Kocakaya Türkiye’de bir derdi olan ve bunun üzerinden müzik yapmaya çalışan insan sayısının çok az olduğunu söylüyor: “Herkes bir taraf belirlemiş ona göre hareket ediyor. Sanatçının tarafı olmaz ki. Bir sanatçı, güzeli anlatmak ister, mutluluğa katkıda bulunursa kendisini iyi hisseder. Ama gerçekleri de göz ardı edemem. Tüm bu olaylar olurken olumlu bir portre çizmek bana yalan gibi geliyor. Benim tek derdim oğlumu Türkiye’de tüm halkların barışı içinde şefkatle büyütmek, bunun için şarkı söylüyorum.”
“Kürtlere Türkçe, Türklere de Kürtçe şarkılar söylüyorum” diyen Kocakaya, çözüme biraz da olsa katkıda bulunmak istiyor: “Barış ortamında ekmek yiyebilecek bir sanatçıyım. Birlikte yaşam duygusu yeşermeye başladığında bu atmosfer beni de etkiler.”
Twitter’da 3 bin kişiye sesleniyor
Servet Kocakaya’nın kendi adıyla bir de Twitter hesabı bulunuyor. 3 bine yakın takipçisi olan Kocakaya, sosyal medyayı bir er meydanı olarak tanımlıyor: “Twitter’da genelde güncel şeyler yazıyorum. Bazıları tepki gösteriyor ama yapabileceğim bir şey yok. Görüşlerimi ifade etmekten kaçınmıyorum. İnandığım şeyleri yazıyorum.”
Türkiye’nin son 30 yılına ağıtlar
İki Dil Bir Heves çalışmasıyla karşımıza çıkan Servet Kocakaya bu albümün diğer albümlere pek benzemediğini söylüyor: “Her notada, Türkiye’nin neredeyse son otuz yılını belirleyen hüznün izleri var. Mesela Diyarbakır Lice’de havan topu yüzünden vücudu parçalanarak ölen Ceylan Önkol, İstanbul’da belediye otobüsüne atılan molotof kokteylli yüzünden yanarak can veren Serap Eser, vurularak öldürülen gazeteci Hrant Dink ve kızı Delal Dink’e ağıtlar var. Bugünü de içeren farklı bir albüm bu. Hem müzikal olarak hem de öyküler açısından farklı bir albüm oldu.”
|